PWC, yapay zekânının, günümüzün hızla değişen ekonomisinde en büyük ticari fırsat olduğunu söylüyor
Share Tweet Share +1 0 Shares PWC tarafından yayınlalan “ Seizing the Prize: What is the real value of AI for your business and how can you capitalize?” adlı raporda yapay zekânın küresel GSYH'ye potansiyel katkısı
PWC tarafından yayınlalan “Seizing the Prize: What is the real value of AI for your business and how can you capitalize?” adlı raporda yapay zekânın küresel GSYH’ye potansiyel katkısı ve sektörel bazda en yüksek potansiyel taşıyan kullanım alanları ortaya konuyor. Bu blog, bu kapsamlı raporun önemli çıkarımlarını özetlemeyi amaçlıyor.
“Yapay zekânın şirketim üzerinde nasıl bir etkisi olacak? İş modelimiz yapay zekânın yıkıcı tehdidi altında mı? Hangi alanlara yatırım yapmayı hedeflemeliyiz? Ne tür yetkinlikler daha iyi performans göstermemizi sağlar?” Bunlar “Yapay zekâ devrimi”nin iş dünyasında yeni bir paradigma olarak ortaya çıkmasından bu yana, liderler tarafından yanıtlanması gereken zor sorulardan bazıları.
Bu karmaşık konuda, liderlere yol gösterebilecek raporlardan biri PWC tarafından yayınlandı. Rapor temel olarak, yapay zekânın şirketlerin mevcut işlerini nasıl iyileştireceğine, hızlandıracağına ve karşı karşıya kalacakları fırsat ve tehditlere odaklanıyor.
Yapay Zekâ Etki Endeksi
PWC, bu çalışmada, bölgesel ekonomileri ve dünya çapındaki sekiz ticari sektörü inceleyerek yapay zekânın ekonomik potansiyeli açısından bugünü ve 2030 yılını karşılaştırmak için bir “Yapay Zekâ Etki Endeksi” yarattı. Bu endekse göre, yapay zekâ, küresel ekonomiye 2030 yılında 15,7 trilyon dolara kadar potansiyel katkısı olacak büyük bir oyun yapıcı. Bu etki, Çin ve Hindistan’ın mevcut üretiminden daha fazla. Bunun 6,6 trilyon dolarının artan verimlilikten, 9,1 trilyon dolarının da tüketim yan etkilerinden gelmesi muhtemel. Bu nedenle, şirketler bugünün yeni girişimlerinden birinin veya henüz kurulmamış bir şirketin on yıl sonra pazar lideri olabileceği gerçeğinin farkında olmalı.
Buna ek olarak, 2030’da beklenen $15.7 trillion küresel GSYİH artışının %14’e denk geldiğini de belirtmek gerek.
Bu ekonomik etki hangi bileşenlerden kaynaklanıyor?
Son on yılda, internet ve mobil teknolojilere dayanan ilk dijitalleşme dalgasını (insanların interneti) yaşadık. Şimdi, “şeylerin interneti” olarak adlandırılan ikinci dijital dalganın içinden geçiyoruz – bu dalga devasa veri üretimi ve üç kavramın hakimiyeti anlamına geliyor: standardlaşma, otomasyon ve ürün ve hizmetlerin kişiselleştirilmesi. Bu yeni dijitalleşme dalgasında, yapay zekâ, veriyi otomasyon ve mevcut işlerin daha iyileşmesini sağlamak için kullanacak. Bu durum üç temel sonuç ortaya çıkaracak:
- Verimlilik kazanımları:
Yapay zekâ, rutin işlerin otomasyonunu, çalışanların yeteneklerinin artırılmasını ve bu sayede daha sofistike ve yüksek katma değerli işlere odaklanmalarını sağlayarak verimlilik yaratıyor. Üretim ve nakliye gibi sermaye yoğun sektörlerin, operasyonel işlemlerinin otomasyona duyarlı olması sebebiyle, yapay zekâdan verimlilik anlamında yüksek fayda sağlaması beklenebilir. İşgücü verimliliği iyileştirmelerinin 2017-2030 döneminde yapay zekâdan elde edilecek tüm GSYİH kazancının % 55’inden fazlasını oluşturması bekleniyor.
- Artan müşteri talebi:
Artan tüketim, daha fazla veri temas noktası, daha fazla veri, daha iyi içgörü, daha iyi ürünler ve dolayısıyla daha fazla tüketim için faydalı bir döngü yaratıyor. Yapay zekâ çalışmalarında öncü şirketlerin, müşteri içgörüsünü daha iyi alacaklarını söylemek zor değil. Yapay zekâ şirketlere, tüketici tercihlerine dokunma, ürün ve hizmetlerini bu bireysel talepleri karşılayacak şekilde uyarlama ve bunu yaparak pazardan daha büyük bir pay alma avantajı sağlıyor. Sağlık, otomotiv ve finansal hizmetler, yapay zekâdan ürün iyileştirme konusunda en fazla etkilenecek sektörler.
- Bazı işlerin ortadan kalkması, yeni iş fırsatlarının ortaya çıkması:
Yapay zekânın nasıl geliştirilebileceği ve uygulanabileceği konusunda yaratıcı bir şekilde düşünmeye odaklanacak olan yeni iş alanlarına ek olarak, ortaya çıkan bu teknolojileri çalışır kılmak, işletmek ve düzenlemek için yeni bir alan daha gerekli olacak. Hava trafik kontrolörlerine benzer şekilde, otonom araç kontrolörlerine ihtiyacımız olacak. Aynı gün teslimat, robotik paketleme ve depolama hem robotlar hem insanlar için daha fazla iş gerektirecek. Bütün bunlar yapay zekâ sayesinde bugün varolmayan yeni işlerin yaratılmasını kolaylaştıracak.
Farklı bölgeler nasıl etkilenecek?
Çin (Toplam etki: GSYİH’nın % 26,1’i) ve Kuzey Amerika (Toplam etki: GSYİH’nın % 14,5’i) en fazla etkilenecek gibi görünüyor. Gelişmekte olan ülkelerin, beklenen yapay zekâ teknolojilerini benimseme, uygulama oranlarının çok daha düşük olması nedeniyle daha orta seviyelerde artışlar yaşayacakları öngörülebilir.
Yüksek potansiyel sağlayan kullanım alanları
Raporda, şirketlerin kısa ve orta vadede yatırımlarını yönlendirmesine yardımcı olabilecek yüksek potansiyelli kullanım alanları da belirtiliyor:

Sonuç
Özetlemek gerekirse, raporun sonuçları göz önüne alındığında, şirketler bu devasa trendle yüzleşmek için nasıl hareket etmeli? PWC, yapay zekâdan en iyi şekilde yararlanmak için şirketlerin göz önünde bulundurması gereken dört adım tanımlıyor:
- Yapay zekânın işiniz için ne ifade ettiğini tanımlayın
İlk adım, teknolojik gelişmeleri ve sektörde ortaya çıkan rekabetçi baskıları izleyerek, neler olup bittiğinin farkında olmak. Daha sonra, otomasyon ve diğer yapay zekâ teknolojilerinin değer yaratabileceği operasyonel iyileştirme noktaları belirlenmeli.
- Bu yeniliğe vereceğiniz yanıtı formülize edin
Yanıtı formüle etmek aslında şirketin stratejisini oluşturması anlamına geliyor. Bunun için, şirket yöneticileri bazı temel soruların cevaplarını bulmalı. Örneğin, “Farklı yapay zekâ teknolojileri ve seçenekleri şirketin iş hedeflerini gerçekleştirmesine nasıl yardımcı olabilir; şirket değişime gerçekten hazır mı? Bu konudaki iştahı ne? Şirket bu konuda öncü mü olmak istiyor? Liderin arkasında durmayı mı yoksa veya diğer şirketlerin izlediği yolları takip eden bir rol üstlenmeyi mi tercih ediyor? Şirketin yapay zekâ konusundaki stratejik amacı ne? Kendi işini dönüştürmek mi yoksa içinde bulunduğu sektörü tümden dönüştürmek mi?
Yapay zekânın şirketlerde verimliliği, tutarlılığı ve daha iyi müşteri deneyimini desteklediği açık; ancak bunun için, yapay zekânın teknolojik uygulanabilirliğini ve bunu desteklemek için gereken verilerin kullanılabilirliğini dikkate almak gerekiyor. Olası engelleri göz önünde bulundurmak ve bunları ortadan kaldırmanın yollarını bulmak önemli. Şirketin veri stratejisi ne? Bir yapay zekâ stratejisi belirlemeden önce belki de cevaplanması gereken soru bu.
- Doğru yeteneklere, doğru kültüre ve doğru teknolojiye sahip olduğunuzdan emin olun
Teknoloji metalaşırken, veri toplama ve bu verinin kullanıldığı yöntemler kritik hale geldi. Bu nedenle, şirketlerin veri odaklı bir kültür oluşturmaya odaklanmaları kritik. Artık içinde bulunduğumuz veri odaklı iş ortamında, veri bilimcilerine, robot mühendislerine ve diğer teknoloji uzmanlarına olan talep, arz yetersizliği nedeniyle, işletmeler için bir diğer zorlu konu haline geldi. Yapay zekâ kullanımının artmasıyla, yaratıcılık, liderlik ve duygusal zeka gibi makineler tarafından –en azından şimdilik- taklit edilemeyen insan becerileri önem kazanıyor. Dolayısıyla şirketlerin yapay zekâ ve insanların yan yana çalıştığı hibrit bir iş ortamı hazırlamaları ve bu yeni modelde insanların rolünü tanımlamaları gerekiyor.
- Uygun bir yönetim ve kontrol sistemi kurun
Konunun en önemli bileşenlerinden biri de şeffaflığı temin edebilmek ve insanların güvenini kazanmak. Yapay zekâya dayalı işlerde her zaman bir itibar riski var ve bu riski iyi yönetmek gerekiyor. Bu yüzden, şirketler yapay zekâyı eğitirken, ön yargılı bir noktaya gelmesine veya manipüle edilmesine sebep olacak tüm ihtimalleri ortadan kaldırmak için kararlı ve dikkatli olmalılar.
Raporun tamamını buradan indirebilirsiniz.