teknoloji trendleri

2020 için Öne Çıkan Gartner Teknoloji Trendleri (I)

Gartner tarafından, şirketler için dönüştürücü ve yıkıcı etkileri olacak en önemli teknoloji trendleri açıklandı. Şirket yöneticilerinin, önlerindeki potansiyel tehdit ve riskleri görmek ve olası fırsatları belirlemek için 5 yıllık stratejilerini oluştururken burada söz edilen her bir trendi anlamları ve değerlendirmeleri önemli. Bu blogda, Gartner tarafından açıklanan en önemli 10 trendi kısaca özetlemeye çalışacağız.

Gartner’a göre bu trendler insanların yaşam biçimlerini ve yaşama alanlarını şekillendirecek. Dolayısıyla teknoloji trendleri “insan merkezli akıllı alanlar” kavramı etrafında yapılandırılıyor. Gartner, birçok durumda, trendlerin  2025 yılına kadar yaygın olarak tanınmayacak olmasına karşın, bu trendlerle ilgili teknolojilerin kullanım alanlarının olgunlaşacağını ve genişleyeceğini ileri sürüyor. Değişim kademeli veya radikal olabilir, ancak trendlerin her sektör ve işi, farklı seviyelerde dönüştüreceği kesin.

Gartner’a göre şirketler bu trendlerin “sürekli operasyonlar” ve “sürekli inovasyon” üzerindeki etkilerine odaklanmalı, çünkü bu trendler onların günlük operasyonlarını ve inovasyon stratejilerini etkileyecek.  Bu trendleri tek başlarına değil, birbirleriyle ilişkili şekilde düşünmek ve yaşamlarımız üzerinde bu ilişki ağının yarattığı etkiyi görmek gerekiyor. Bu noktadan hareketle Gartner, “kombinatoryal inovasyon” kavramını 2020 trendlerinin merkezine koyuyor.

“İnsan Merkezli Akıllı Mekanlar” ne anlama geliyor?

Gartner insanı teknoloji trendlerinin merkezine koyuyor, çünkü sonunda müşteri de olsa çalışan da, bu trendlerden etkilenecek olan “insan”. Bu nedenle, kilit hedef grupları ve bu grupların bir organizasyon içindeki yolculuklarını anlamak için şirketlerin “persona” ve “yolculuklar” kavramlarına odaklanması öneriliyor:

  • Personalar her bir kişinin, motivasyonlarını, tercihlerini, önyargılarını, ihtiyaçlarını ve daha da önemlisi, belirli bir teknolojiden veya trendden nasıl etkileneceğini anlamak için çok önemlidir. Bu yöntem yıllardır pazarlama alanında yaygın olarak kullanılıyor.
  • Yolculuk Haritaları, Gartner tarafından “belirli bir işin yerine getirilmesi için hedef grupların geçtikleri tüm adım ve aşamaları gösteren bir model” olarak tanımlanıyor. Şirketler yolculuk haritalarını tanımladıklarında, bir süreci, müşteri, satış elemanı, destek personeli vb. gibi tüm bileşenler açısından görebiliyorlar. Bu haritalar sorunlu noktaların, verimsizliklerin, boşlukların görülmesini, potansiyel iyileşme fırsatlarının veya daha olumsuz noktalara gitme risklerinin değerlendirilmesini sağlıyor.

Gartner’ın raporunda, “akıllı yaşam alanı” kavramı, “insan ile teknoloji sistemlerinin açık, bağlantılı, koordine ve akıllı ekosistemlerde etkileşime girdiği fiziksel ortam” olarak tanımlanıyor. Gartner “insan merkezli akıllı alanlar” kavramını bu 10 trendin nihai hedefi olarak görüyor.

Bu teknoloji trendleri neler?

Trend 1: Hiper Otomasyon (Hyper Automation)

Gartner, otomasyonu, “insan tarafından kas gücü veya düşünce gücü ile yapılagelen işlerin, teknoloji kullanılarak yerine getirilmesi” olarak tanımlıyor. Bir süredir zaten hayatımızda olan otomasyon,  yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi ileri teknolojilerin dahil olması ile “hiper” hale geliyor. Ayrıca, doğal dil işleme teknolojisinin insan tarafından üretilmiş olan metin ve konuşmaları anlaması ve yorumlaması da hiper otomasyonun olanaklarını arttırıyor. Bu teknolojiler, müşterilerle doğrudan etkileşim içinde olan chatbot ve sanal kişisel asistanlar (VPA) sayesinde self servis otomasyonu da mümkün kılıyor. 

Hiper otomasyon kapsamındaki işler sadece operasyonel değil, aynı zamanda düşünme, tasarlama ve değerlendirme gerektiren alanları da kapsıyor. Gartner, bunun çok hızlı bir trend olduğunu ve şirketlerin olası tüm iş süreçlerini bu kapsamda düşünmeleri ve otomatikleştirmeleri gerektiğini söylüyor. Şirketler zaten kural tabanlı görevleri otomatikleştirmeye başladı, ancak içinde bulunduğumuz ikinci aşamada, operasyonel olmayan işlerin otomasyonu konusunda daha fazla konuşacağız. Bu otomasyon düzeylerinin daha gelişmiş ve dinamik deneyimler sunması ve daha iyi iş sonuçları sağlaması bekleniyor.

Bunu mümkün kılan teknoloji makine öğrenimi; ilgili araçlar ise robotik görev ve süreç otomasyonu ve karar yönetimi. Gartner ayrıca hiper otomasyonun hiper-çevik çalışma modelleri ve araçları gerektirdiğini de belirtiyor. Organizasyon içindeki mevcut siloların ve kaynak tahsis yapılarının hiper otomasyonun önündeki en önemli engeller olacağı tahmin ediliyor.

“Bir organizasyonun dijital ikizi” kavramı neyi ifade ediyor?

Gartner, şirketlerin işlevler, süreçler ve temel performans göstergeleri (KPI’lar) arasındaki ilişkiyi görselleştiren “dijital ikizleri”ni oluşturmalarını öneriyor. Böylece, organizasyonların farklı bileşenlerinin birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğinin ve üretilen değere nasıl katkı sağladığının net olarak anlaşılacağını öne sürüyor.

Hiper Otomasyon Bileşenleri

Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) araçları, günlük işleri üstlenen operasyonel çalışanların sıradan ve tekrarlayan görevlerini gerçekleştirerek onları daha güçlü ve etkin kılıyor. Böyle bir sistem için iyi tanımlanmış entegrasyon scriptlerine, verilerinin işlenmesine ve iyi bir RPA tasarımına ihtiyaç duyuluyor. 

Akıllı İş Süreci Yönetimi Sistemleri (iBPMSs), robotik süreç otomasyonunun ötesinde daha uzun süreçleri yönetebiliyor ve bir dizi iş süreci ve karar döngüsünü destekleyebiliyor. Bu sistemler, insanları, makineleri ve nesneleri yöneten bir dizi farklı teknolojinin birleşmesinden oluşuyor ve robotik süreç otomasyonundan daha karmaşık. 

Trend No. 2: Çoklu Deneyim (Multiexperience)

Gartner çoklu deneyimi “insanların dijital dünyayı çok çeşitli cihazlar ve duyusal temas noktaları ile algılama, onunla etkileşim içine girme ve onu kontrol etme biçimi ile ilgilenir” diye tanımlıyor. Dijital dünyayla etkileşim şeklimiz hızla değişiyor ve Gartner’a göre 2028’de daha dramatik değişiklikler göreceğiz. Diyalog bazlı platformlar, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, karmaşık gerçeklik deneyimlerimizi “çok boyutlu ve çok temas noktalı” hale getiriyor. Artık arayüzlerin kullanıcıyı anlaması gerekiyor, bu süreç teknoloji okuryazarı insanlardan, insan okuryazarı teknolojilere geçiş olarak tanımlanıyor. Çoklu deneyim, geleneksel bilgi işlem cihazları, giyilebilir cihazlar, otomobiller, çevresel sensörler ve tüketici cihazları da dahil olmak üzere uç cihazlarla yapılan tüm etkileşimleri içeriyor. Gartner “bilgisayar” kavramının hızla değiştiğini çünkü birçok nesnenin ve noktanın birer bilgisayar olacağını söylüyor. Ancak bunun yavaş bir değişiklik olduğunun farkında olmak gerekiyor. Gartner’a göre böyle bir noktayı ancak 2029 ve sonrası için düşünebiliriz.

“Sürükleyici deneyim (immersive experience)” ne anlama geliyor?

Gartner, “Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, karma gerçeklik, çok kanallı insan-makine etkileşimi ve algılayan teknolojiler gibi çeşitli teknikler ve yazılım araçları kullanılarak oluşturulan” “sürükleyici deneyimi” önemli bir teknoloji trendi olarak görüyor. Şirket yöneticilerinin sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve karma gerçeklik çerçevesindeki potansiyel fırsatları ve tehditlerini çok iyi anlamalarını, bunun için kilit hedef grupları ve olası senaryoları belirlemelerini öneriyor. Gartner önemli hedef kişileri belirlemelerini ve hedeflenen senaryoları keşfetmelerini öneriyor. Gartner’a göre, 2022 yılına kadar şirketlerin % 70’i müşterilere yönelik veya kurum içi kullanım için sürükleyici teknolojileri deneyecek ve %25’i bu teknolojileri kullanmaya başlamış olacak. Ayrıca Gartner, şu 3 kullanım alanının net bir değer yaratmasını bekliyor: (1) Ürün tasarımı ve görselleştirmesi (2) Saha hizmeti ve operasyonları (3) Eğitim ve simülasyon. Zamanla, diyalog bazlı platformlar da tüm bu sistemlerle daha fazla bütünleşecek.

Trend 3: Demokratikleşme (Democratization)

Gartner’a göre demokratikleşme, “insanların mevcut dijital sistemleri tüketmelerini ve eğitimlerinin veya deneyimlerinin ötesinde bir uzmanlığa sahip olmalarını sağlayan basitleştirilmiş bir model oluşturmak” anlamına geliyor. Bu, derin bir eğitim gerektirmeyen çok basit araçlar ve deneyimler yoluyla teknik uzmanlık (ör. makine öğrenmesi, uygulama geliştirme) veya iş alanı uzmanlığı (ör. satış süreci, ekonomik analiz) gibi “bilgi ve uzmanlığın demokratikleştirilmesi” dir. Gartner, aynı zamanda demokratikleşme kapsamında “vatandaş erişimi (citizen access – vatandaş veri bilimcileri, vatandaş entegratörleri)”, “vatandaş gelişimi (citizen development)” ve “kodsuz veya düşük kodlu modeller” kavramlarından da bahsediyor.

Peki tam olarak neyin demokratikleşmesinden bahsediyoruz? Uygulama geliştirme, veri ve analitik, tasarım bilgisinin demokratikleşmesinden söz edebiliriz.

Artık bilgi teknolojileri alanının dışındaki kişiler de, kendi uzmanlıklarının ve eğitimlerinin ötesinde özel beceriler geliştirmelerini sağlayan güçlü araçlara ve uzman sistemlere kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Bu da bizi “gölge BT (shadow IT)” kavramına getiriyor. Profesyonel yazılım geliştiricilerin, önceden tanımlanmış modelleri kullanarak bağımsız çalışabilecekleri bir ortamda yaşıyoruz.

Her ne kadar bu kavramlar yeni olmasa da, son zamanlarda yazılım geliştirme platformlarına yönelik araç sayısı önemli ölçüde arttı. Gartner, “2024’e kadar düşük kodlu uygulama gelişmenin, toplam uygulama geliştirme etkinliğinin %65’inden fazlasını kapsayacağını ve büyük kurumların %75’inin en az dört düşük kodlu geliştirme aracı kullanacağını öngörüyor. Ayrıca, bugün birçok geliştirme ve test fonksiyonunun otomatikleştiğini görüyoruz. Örneğin Google AutoML ile bir veri bilimcisine ihtiyaç olmadan otomatik olarak yeni modeller oluşturabilmesi ilginç bir örnek.

Tüm bu gelişmeler, veri bilimcisi ve makine öğrenmesi uzmanı konusundaki yetenek boşluğu sorununun da aşılmasına yardımcı oluyor. Gartner’ın bu konuda ilginç tahminleri var:

  • 2020’ye kadar, otomasyon, “vatandaş veri bilim insanı”nın uzman veri bilim insanından daha yüksek bir analiz hacmi üretmesini sağlayacak
  • 2022’ye kadar, yeni uygulama geliştirme projelerinin en az %40’ında ekip içinde, yapay zeka geliştiriciler bulunacak
  • 2025 yılına gelindiğinde, veri bilimcilerin azlığı artık kuruluşlarda veri bilimi ve makine öğrenmesi çalışmalarının önünde bir engel olmayacak

Trend No. 4: İnsanın Güçlendirilmesi (Human Augmentation) 

İnsanın güçlendirilmesi kavramı Gartner tarafından “teknoloji ve bilim kullanımı yoluyla insan yeteneklerinin ve kapasitesinin artırılması” olarak tanımlanıyor.  Teknoloji ve bilimin insanı güçlendirmek için kullanılması eski bir olgu. Gözlükler, işitme cihazları, takma dişler, matbaa, fotokopi makinesi, insanın yeteneklerinin ve kapsasitesinin güçlendirilmesinin çok eski örnekleri. 

Ancak bilgisayar dönemi, insanın güçlendirilmesinin ikinci aşaması; yapay zeka, IoT, sanal gerçeklik gibi yeni teknolojilerin yükselişi ise üçüncü aşaması olarak kabul ediliyor. Bu son aşama için genom düzenleme teknolojisi CRISPR 18 veya giyilebilir ürünler örnek gösteriliyor.

Biyoloji bilimi ve biyomühendislik, insan güçlendirme teknolojilerinin kullanıldığı alanların başında geliyor. İnsan güçlendirme alanı kombinatoryal yenilikçiliğe bir örnek teşkil ediyor. Bu alanda, hiper otomasyon, IoT, güçlendirilmiş uç gibi birçok farklı teknoloji trendi birlikte uygulanıyor. İnsan güçlendirme alanında bilişsel ve fiziksel güçlendirmeden söz etmek mümkün. Bilişsel insan güçlendirme, insanların ve yapay zekanın daha iyi öğrenmek ve daha iyi karar almak için birlikte konumlandırıldığı “artırılmış zeka” yı içeriyor.

Dijital dönüşüm, “insan dönüşümü”nden ayrı olarak düşünülmemeli, çünkü bu alan dijital dönüşümün önemli bir parçası. Ancak şirketler insan güçlendirme hakkında karar alırken güvenlik, gizlilik, uyum, sağlık, etik konularını göz önünde bulundurmalı.

2020 için Öne Çıkan Gartner Teknoloji Trendleri’nin II. bölümünü buradan okuyabilirsiniz.