Dijital Çalışanlar Bordroya Girer mi?
Pozisyon Tanımı Değişiyor
Bugüne kadar pozisyonları insanlarla eşleştirdik. Bir görev varsa, bir unvan vardı. Bir unvan varsa, bir kişi. Dijital Çalışanlar bu denklemi değiştiriyor.
Bugün birçok kurumda:
-
Fiyatlama önerisi üreten Dijital Çalışanlar
-
Müşteri taleplerini önceliklendiren Dijital Çalışanlar
-
Operasyonel riskleri tarayan Dijital Çalışanlar
aktif olarak iş yapıyor.
Bu işlerin her biri:
-
Tanımlı
-
Ölçülebilir
-
Başka işler üzerinde etkili
Yani fiilen bir pozisyon davranışı sergiliyorlar.
Ancak burada kritik bir ayrım var.Pozisyon davranışı var, fakat bu davranış önceden tanımlanmış hedefler ve kurallar çerçevesinde şekilleniyor.Etki üretiyorlar, ancak bu etkinin nihai anlamı ve sonucu organizasyon tarafından belirleniyor. Dijital Çalışanlar kendi başlarına amaç koymuyor; ama kendilerine verilen amaç doğrultusunda inisiyatif alabiliyor, alternatifler üretebiliyor ve seçim yapabiliyorlar. Bu da onları basit bir araçtan ayırıyor. Tam da bu nedenle, ortaya çıkan sonuçlar teknik bir çıktıdan ibaret değil; organizasyonel bir karar zincirinin parçası haline geliyor.
Yeni Yükümlülük Nereden Doğuyor?
Dijital Çalışan sayısı arttıkça organizasyonlar şunu fark ediyor:
Sorun teknolojiyle ilgili değil, yönetişimle ilgili.
Üç başlık özellikle öne çıkıyor.
1. Sahiplik Tanımı Olmadan Ölçeklenmiyor
Bir Dijital Çalışan hangi işi yaparsa yapsın, şu soruların cevabı net olmak zorunda:
-
Bu Dijital Çalışanın çıktısından kim sorumlu?
-
Hangi iş hedefi için çalışıyor?
-
Hangi sınırlar içinde hareket ediyor?
Burada mesele “hata” değil.
Mesele, çıktının sahipliği.
Sahipliği olmayan sistemler büyüdükçe verim değil, belirsizlik üretir.
2. Yetki Sınırları İnsanlardan Daha Net Olmalı
İnsanlar sezgileriyle durabilir.
Dijital Çalışanlar durmaz, devam eder.
Bu yüzden:
-
Karar limitleri
-
İnsan onayı gerektiren eşikler
-
Devre dışı bırakma senaryoları
Dijital Çalışanlar için açıkça tanımlanmalı.
Bu bir güvensizlik göstergesi değil;
aksine olgunluk göstergesi.
3. Şeffaflık Performans Kadar Değerli
Bir Dijital Çalışanın ürettiği çıktının:
-
Hangi veriye dayandığı
-
Hangi varsayımlarla şekillendiği
-
Hangi seçenekleri dışarıda bıraktığı
bilinmiyorsa, o çıktı ne kadar iyi olursa olsun kurumsal risk taşır.
Şeffaflık burada etik bir ideal değil,
operasyonel bir gereklilik.
Dijital Çalışan Ekipleri: Yeni Normal
Önümüzdeki dönemde Dijital Çalışanlar tek başına değil, ekipler halinde çalışacak. Birinin çıktısı, diğerinin girdisi olacak. Birlikte optimize edecekler. Bu yapı yüksek verim getirir. Ama tek başına bırakıldığında körleşebilir.
Çünkü bu ekipler:
-
Amaçlara bakar
-
Hedef fonksiyonunu izler
-
En kısa yolu seçer
“Bu doğru mu?” sorusu ise dışarıdan gelmelidir.
Bu yüzden Dijital Çalışan ekiplerinin üzerinde her zaman:
-
Bağlamı gören
-
Etkiyi tartan
-
Sonucu değil süreci de değerlendiren
insan liderlik katmanı olmalı.
Bu bir denetim değil, rehberliktir.
Bordro Metaforu Ne Anlatıyor?
“Bordroya girer mi?” sorusu aslında şunu soruyor:
Bu yapıları ne kadar ciddiye almalıyız?
Cevap net:
Çok ciddiye almalıyız.
Ama bu ciddiyet:
-
Maaşla
-
Unvanla
-
İnsanlaştırmayla
değil;
-
Sahiplikle
-
Sınırlarla
-
Şeffaflıkla
sağlanır.
Dijital Çalışanlar organizasyonun asli bir parçası olacak.
Eğer sınırlar netse, büyük değer üretirler.
Eğer sahiplik belirsizse, karmaşa yaratırlar.
Bugün önemli olan soru şu:
Bu Dijital Çalışan organizasyonun hangi kararına, hangi sınırla dokunuyor?
Bu soruya net cevap verebilen kurumlar için gelecek sakin.
Cevabı olmayanlar içinse mesele teknoloji değil, yönetişim.