2025’te Finans Kurumlarında Yapay Zekâ Öncelikleri Nasıl Değişti?

Finans sektöründe yapay zekâ uzun süre benzer başlıklar altında konuşuldu. Çoğu zaman müşteri hizmetleriyle sınırlı kaldı; basit soru-cevap senaryolarında, yardımcı ama etkisi sınırlı bir rol üstlendi. Bu yaklaşım belirli bir noktaya kadar fayda sağladı ancak sahada kalıcı bir dönüşüm yaratmadı.

2025 ise bu döngünün kırıldığı yıl oldu. Yapay zekâ projeleri artık “çalışıyor mu?” sorusuyla değil, “gerçekten iş yapıyor mu?” sorusuyla değerlendirilmeye başlandı. CBOT için de 2025 tam olarak bu bakış açısının netleştiği bir dönemdi. Hem büyüme tarafında hem de ürün tarafında hedeflenenin ötesine geçildi; on beşi banka olmak üzere otuz finans kurumuyla aktif olarak çalışılır hale gelindi. Ancak bu rakamların ötesinde asıl önemli olan, üretken yapay zekânın finans sektöründe teorik bir vaatten çıkıp pratikte değer üreten bir yapıya dönüştüğünün birlikte görülmesiydi.

Chatbot’tan Dijital İş Gücüne

2025’e girerken temel bir öncelik netti: Yapay zekâyı yalnızca bir arayüz ya da destek aracı olarak konumlamamak. Finans kurumlarında yapay zekânın uzun süre tek bir alana sıkıştığı açıktı. Oysa sahada karşılaşılan asıl ihtiyaç, operasyonel yük altında çalışan ekipleri gerçekten rahatlatacak, süreçlerin içine doğal şekilde yerleşebilecek çözümlerdi.

Bu noktada odak, soru yanıtlamaktan çok daha öteye taşındı. Süreci anlayan, bağlam kurabilen, belirli görevleri uçtan uca üstlenebilen Dijital Çalışanlar gündeme geldi. 2025 yılı bu yaklaşımın somut karşılık bulduğu bir yıl oldu ve yıl sonunda 26.000 aktif Dijital Çalışan, finans kurumlarının operasyonlarında fiilen çalışır hale geldi.

Doğru Yere Konumlanan Yapay Zekâ

Bu dönüşüm sırasında önemli bir ilke hiç değişmedi: Yapay zekâyı her yere koymamak. Amaç, “daha fazla yapay zekâ” değil, doğru yerde çalışan yapay zekâydı. Bu nedenle, insan kaynağının yoğunlaştığı, tekrarlı ama dikkat gerektiren, aynı zamanda regülasyonlara uyumun kritik olduğu alanlara odaklanıldı.

Finans sektörü söz konusu olduğunda verimlilik tek başına yeterli değil. Güven, denetlenebilirlik ve sürdürülebilirlik en az onun kadar belirleyici. Bu nedenle Dijital Çalışanlar tasarlanırken, bir insanın aynı işi hangi kurallar ve sınırlar içinde yapacağı her zaman temel referans noktası oldu.

Beklentiler Neden Değişti?

Geçmişte finans kurumlarının yapay zekâdan beklentisi oldukça sınırlıydı. Yirmi dört saat çalışması, çağrı merkezine destek olması ve birkaç rutin işi otomatikleştirmesi çoğu zaman yeterli görülüyordu. Karar verme sorumluluğu yapay zekâya bırakılmıyor, sistemler daha çok yardımcı rolünde konumlanıyordu.

2025’te bu yaklaşım belirgin şekilde değişti. Kurumlar artık yapay zekâyı yalnızca yan sistem olarak değil, süreci anlayan ve operasyonun doğal bir parçası gibi çalışan bir yapı olarak ele almaya başladı. Bu değişim, teknolojinin gelişmesi kadar kurumların da bu teknolojiyi nasıl konumlandıracağını öğrenmesiyle mümkün oldu.

2026’ya Taşınan Başlıklar

2026’ya yaklaşırken bazı alanların özellikle öne çıktığı görülüyor. Vadesi geçmiş alacak tahsilatı bunların başında geliyor. Bu alanda geliştirilen dijital çalışan, müşteriyle doğal bir iletişim kurarak borç bilgilendirmesi yapabiliyor, ödeme sözü alabiliyor ve süreci uçtan uca yönetebiliyor. Bu yaklaşım, hem operasyonel verimlilik hem de müşteri deneyimi açısından önemli bir fark yaratıyor.

Bununla birlikte, metin tabanlı çözümler tek başına yeterli olmamaya başladı. Ses teknolojilerine olan ilgi belirgin şekilde artarken, belirli uzmanlık alanlarına odaklanan çözümler daha fazla talep görmeye başladı.

Maliyet Artık Masanın Üzerinde

Bir diğer önemli değişim de maliyet tarafında yaşandı. GPU ve işlem maliyetleri artık yalnızca IT ekiplerinin değil, finans ekiplerinin de gündeminde. Yapay zekâ yatırımları ciddi bütçeler gerektiriyor ve bu yatırımların geri dönüşü net şekilde görülmek isteniyor.

Bu noktada, özel inference mimarileriyle GPU verimliliğini artırmak kritik hale geldi. Amaç, performanstan ödün vermeden maliyetleri kontrol altında tutabilmek. 2025, verimlilik ve kârlılığın doğru mimariyle birlikte ilerleyebileceğini açık şekilde gösterdi.

2025, finans sektöründe yapay zekânın bir destek aracı olmaktan çıkıp, kurum içinde somut iş değeri üreten bir sistem mimarisine dönüştüğü yıl oldu. Bu dönüşüm yalnızca teknolojiyle değil, kurumların bu teknolojiyi nasıl sahiplendiğiyle şekillendi.